İmâm-ı Nevevî, “Ezkâr” isimli eserinde kaydettiğine göre, " vevî şöyle diyor;

“Bir kimse, zekat, sadaka ve adak gibi, binlerine yaptığı sevâb ge ren iyilikler ve hayru hasenât gibi salih ameller işlediği (yaptığı) zamanlar, Cenâb-ı Allah’a şu duâ ve zikirle duâ ve niyazda bulunmak müstehabdır (çok büyük sevâb kazandırır).

Nitekim Cenâb-ı Allâh, Hz. İbrâhim ve İsmâil (a.s.)’ın (Kâ’beyi yaptıklarında) böyle duâ ettiklerini ve Hz. Meryem’in anası (İmrân’ın hanımının) böyle duâ ve zikirde bulunduğunu Kur’ân-ı Kerîm’inde bildirmektedir.”

Hz. İbrâhim (a.s.), oğlu Hz. İsmâil (a.s.) ile Kâ’beyi yapıp bitirince veya Kâbenin temellerini atıp duvarları yükselmeye başlayınca bu yaptıkları hayırlı amelin Allâh indinde makbul ve mübârek olması için:

“Rabbena tekabbel minnâ inneke entes’semî’ul’alîm” (Ba¬kara Sûresi 127)

Mânâsı: “Ey Rabbimiz! Bu amelimizi bizden kabul buyur. Çünkü Sen, Semî (işiten), Alîm (bilensin).” demişlerdi.

Hz. Meryem’in annesi (Hannâ) Hz. Meryem’e hâmile iken şöyle nezretmiş (adak olarak adamış):

“Rabbim, karnımdaki çocuğumu yalnız ve yalnız sana hizmet etmesi için adadım.

Bunu benden kabul et. Şübhesiz sen, çok İyi işiten (semî), çok İyi bilen (alîm)sin.” (Âl-i İmran Sûresi, âyet 35)

Evet ey Dost! Sen dahi bir hayır, bir sadaka, bir iyilik ve dinen sevâb olan bir amel işlediğinde bu duâyı “Allâhümme Rabbenâ te-kabbel minnî (veya minnâ)...” sonuna kadar okumalısın ki, böylece yapmış olduğun hayrın ve iyiliğin Allâh katında değeri ve sevâbı kat kat artmış olur ve olacağını hatırlamış olursun vesselâm