Okunuşu: “Rabbenagfirlenâ ve liihvâninel-lezîne sebekûnâ bil îmân. Velâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfür rahîm.”

Manası: “Ey Rabbimiz! Biz ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. İman eden müminlere karşı kalbimizde hiçbir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Gerçek ki, sen, çok şefkatli ve çok merhametlisin.” Haşr suresi.

Açıklama: Hz. Peygamber, Mekke’den Medine’ye hicret eden müminleri (muhacirleri) Medine’nin yerlisi olan müminleri (ensan) birbirleriyle kardeş etmişti. Bu iki sınıf, (Mekke’den gelen ile Medineli müslümanlar) artık birbirlerine o kadar bağlanmışlardır ki, öz kardeşten daha çok birbirlerini seviyordu. İşte bu iki sınıftan (Ensar ile muhacirlerden sonra gelen müminler de bu şekilde duâ ve niyaz ederlerdi:

“Ey Rabbimiz! Biz ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. İman eden müminlere karşı kalbimizde hiçbir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Gerçek ki, Sen, çok şefkatli ve çok merhametlisin.”

Okunuşu: “Rabbenâ âmennâ fektubnâ maaşşâhidîn. Vemâ lenâ lâ nü’minü billâhi vemâ câenâ minel hakkı ve natmeu en yudhilenâ rabbenâ maal kavmissâlihîn.”

Manası: “Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi de şahitlerden yaz. Bütün istek ve emelimiz, Rabbimiz bizi salih kimseler arasına koyması idi. Neye biz, Allah’a ve bu bize gelen peygamberlere Kur’an’a iman etmeyelim.”

Açıklama:

Bu duâlar, müminlerin, gerçek müslümanların ağızlarından düşürmedikleri çok büyük anlam taşıyan örneklerdir. Allahü Teâlâ bu güzel yalvarışları Kur’an’da beyan ederek bildirmektedir.